Vizyonum mu Durdu ne? 2026’ya Geç Kaldım!
Hayat durmayı kaldırır mı sizce, biraz şöyle oturup dinlenmeyi? Etrafı izlediğimiz anlar vakit kaybı mıdır yoksa deşarj olmak için bir fırsat mıdır?
20’li yaşlar sendromuna yakalanan biri olarak her an her şeyi yapabilecekmiş ama hiçbir şeye gücüm yetmeyecekmiş gibi hissediyorum. Yüksek lisans yapan arkadaşım da var evlenen arkadaşım da; üniversite okuyan arkadaşım da var çocuk bakan arkadaşım da. Hepsi aynı yaş grubunda olunca insan durup düşünüyor, hangi noktada olmam gerekiyor diye. Çok mu gerideyim, nereye varmam gerekiyor?
Kafamın içinde telaş çanları çalarken yaptığım şey işe gidip gelmekse burada bir yanlışlık olmalı. “Bir yol daha var, bir şeyler daha mümkün. Kalkıp bir şeyler yapmalıyım” diyorum bazen. Bazense herkesin koşturduğu bu dönemde oturmak en büyük eylem diyorum.

“Hayat şartlarından bağımsız ne yapmak isterdin?” diye sorsanız sanırım tüm günümü gezerek kitap okuyarak film izleyerek vs kendimi geliştirerek geçirmek isterdim. Gerçeklikten uzak bu hayalimi gerçekleştirebilmem için bile şu an rutin gördüğüm şeyleri yapmam gerekiyor. İlk yazımda da bahsetmiştim aslında. Kendimi çok büyük hissediyorum ama henüz 23 yaşındayım, neredeyse yolun başı. İlk adımımı düşünmem için kendime çok yüklenmemem gerekiyor.
Yeni bir yıla girdik ve böyle zamanlar insanın kendini sorgulaması için çok uygun bence. Geçtiğimiz yıl neleri eksik, neleri fazla yaptım? Hangi noktalardan kırıldım, kendimi nasıl iyileştirdim, aynı şeyleri yaşasam nasıl tepki verirdim? Hem kariyer planımı hem de sosyal hayatta tüm yaşadıklarımı gözden geçirdim kısaca.
2025 benim için vasat bir seneydi çünkü;
Çok az kitap okudum, çok az film/dizi izledim, çok az gezdim. Sevdiğim insanlara yine çok fazla taviz verdim, gereğinden fazla anlayış gösterdim.
2025 aynı zamanda gelişimim için önemli bir seneydi çünkü;
Eksikleriniz ne kadar fazlaysa o kadar gelişirsiniz. Gelişim sorgulamaktan geçer. Kendini eleştirmeyen birisi yerinde sayar. Her şeye rağmen bu seneyi sevdim. İşe girdim, birçok hayalimi gerçekleştirdim, hayatımın en önemli temellerini attım belki de. 2025 beni büyütmek için elinden geleni yaptı ben de emeğinin karşılığını vereceğim.

Bu sene tekrardan sevdiğim şeyleri yapacağım, tekrardan ben olacağım. Ne kadar hamlamış olsam da tekrardan resim çizeceğim, çok gezeceğim, çok okuyacağım. Her uyandığımda içimde hissettiğim umudu biraz daha büyüteceğim ve bana verilenler için her gün daha çok şükredeceğim.
Aklınızdan şu hiç çıkmasın, hayatta en güzel şeyler 1 günde bile olabiliyor. Ve uyandığınız her gün o “1 gün” olabilir…
Bu yazıyı aslında ocağın başında yayınlayacaktım ama vizyonum öylece dururken 1 ay geçiverdi bile 😀
Yine de 2026’ya nasıl başladığımı merak ediyorsanız ilklerim şunlardı:
Dinlediğim ilk şarkı:
Küçüklüğümden beri Mustafa Sandal şarkıları bana huzur verir. 3-4 yaşlarımdayken elime kumanda alıp “İsyankar” söylediğim videom bile var 😀 Yeni yıl için herkes dışarıda geri sayım yaparken ben 2026’ya evde, kulaklığımda bu şarkı çalarken girdim. Bu sene bana böyle hissettirsin istiyorum sanırım.
İzlediğim ilk film: Eternity
2025 film ajandamı bir arkadaşımın tavsiyesiyle izlediğim (kendisine teşekkürlerimi iletiyorum) “No Country for Old Men” ile tamamlamıştım. Tarzından dolayı ön yargılı olduğum ama izledikten sonra beğendiğim bir filmdi. Yılın son zamanlarında buna benzer, üzerine uzun uzun düşünmemi sağlayan, bakış açımı değiştiren yapımlar izlemiştim. Sanırım biraz gevşemenin vakti geldi diyerek yeni yıla daha pozitif bir başlangıç yapmak istedim.
Bu tarz bir film ararken karşıma “Eternity” çıktı. Kısaca bahsetmem gerekirse öbür dünya fikrine ait herkesin aklına takılan birçok noktaya değinen, izlerken “acaba ben ne yapardım?” sorusunu sıkça kendime sorduğum keyifli bir filmdi. İleride film inceleme yazılarım da olacak zatenn takipte kalınn sjsjs
Okuduğum ilk kitap: Fredrick Backman – Endişeli İnsanlar
Katıldığım bir topluluktan keşfettiğim bu kitapta sosyal ilişkilere, insan tiplerine dair çok güzel detaylar vardı. Kitap gurmeleri bana kızacak belki ama bu kitabı ne yazık ki telefonumdan okudum :’) Beğendiğim yerleri de ss aldım 😀
“Kimse çocukken kafalarına salıncak çarpmadığı anlardan bahsetmek için psikoloğa gitmez. Ebeveynler hatalarıyla tanımlanır.”
“Her zaman çocuklarımızın bizim hayallerimizin peşinden gitmesini isteriz ki eksik yanlarımızı onlarla tamamlayalım.”
“Kimi zaman başkalarının da mutlu olmadığını bilince insan kendi kaygılarıyla daha kolay başa çıkıyor.”
“Bizi oluşturan şeyler geçmişteki tecrübelerimiz değil gelecekteki tercihlerimiz belki de.” gibi hoşuma giden, beni düşündüren, klasik konuları ele alsa da gerçekten üzerine düşünmemiz gereken cümleler vardı. Hayatta bir şeyleri rayına oturtmak ve belki de gerçekten olgunlaşmak için öncelikle bunları anlamamız elzem bence.
Bundan sonraki kitabım Jack London’ın meşhur kitabı “Martin Eden” olacak. Hayatın hızına yetişemeyip okumam aylar alırsa diye korkuyorum ama bakalım belki de sonraki bir yazımın konusu olur.
Bu yıl neler olacak bilmiyorum ama her ne olursa olsun kendim için elimden gelenin en iyisini yapacağıma söz veriyorum.
Siz yeni yıla nasıl girdiniz, 2025 beklentilerinizi karşıladı mı yorumlarınızı bekliyorum <3



